Kuran Yeterlidir

Background Image

Bu sitede İslam Dini'nin kutsal kitabı Kur'an-ı Kerim'in, tek başına İslam'ın özünü ve aslını anlayabilmek ve yaşayabilmek için yeterli olduğunu yine Kur'an'ı Kerim ayetleri ışığında göreceksiniz.

Konuyla ilgili ayetleri görmek için başlıklara tıklayın.

  • Her dönemde dini tahrif eden ve zorlaştıran insanların var olacağını Yüce Allah Kuran'da haber vermiştir

    De ki: "Ey Kitap Ehli, Tevrat'ı, İncil'i ve size Rabbinizden indirileni ayakta tutmadıkça hiç bir şey üzerinde değilsiniz." Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun tuğyanlarını ve inkârlarını arttıracaktır. Sen de kafirler topluluğuna karşı üzüntüye kapılma. (Mâide Suresi, 68)
    Ve eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine Rablerinden indirileni (Kur'an'ı) ayakta tutsalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (sayısız nimeti) yiyeceklerdi. İçlerinde aşırı olmayan (mutedil) bir ümmet vardır. Onlardan çoğunun yaptıkları ise ne kötüdür! (Mâide Suresi, 66)
    Allah'ın hükmünün bulunduğu Tevrat yanlarında olduğu halde, seni nasıl hakem kılıyorlar ve sonra bunun peşinden yüz çeviriyorlar? İşte onlar, inanmış değildir. (Mâide Suresi, 43)
    İncil sahipleri Allah'ın onda indirdikleriyle hükmetsinler. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, fasık olanlardır. (Mâide Suresi, 47)
    De ki: "Ey kitap Ehli, haksız yere dininiz konusunda aşırı gitmeyin ve daha önce sapmış, birçoğunu saptırmış ve dümdüz yoldan kaymış bir topluluğun heva (istek ve tutku)larına uymayın." (Mâide Suresi, 77)
    Sen de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi 'istek ve tutkularına (hevasına)' uyan ve işinde aşırılığa gidene itaat etme. (Kehf Suresi, 28)
  • Ticari amaçlarla Allah’ın adını kullanarak insanları kandıracak kişilerin var olacağı yine Kuran’da bildirilmiştir

    Ey iman edenler, gerçek şu ki, (yahudi) bilginlerinden ve (hristiyan) rahiplerinden çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve Allah'ın yolundan alıkoyarlar. Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar... Onlara acı bir azabı müjdele. (Tevbe Suresi, 34)
    Artık vay hallerine; kitabı kendi elleriyle yazıp, sonra az bir değer karşılığında satmak için "Bu Allah katındandır" diyenlere. Artık vay, elleriyle yazdıklarından dolayı onlara; vay kazanmakta olduklarına. (Bakara Suresi, 79)
    Onlardan öyleleri vardır ki, dillerini kitaba doğru eğip bükerler, siz onu (bu okur göründüklerini) kitaptan sanasınız diye. Oysa o kitaptan değildir. "Bu Allah katındandır" derler. Oysa o, Allah katından değildir. Kendileri de bildikleri halde Allah'a karşı (böyle) yalan söylerler. (Âli İmran Suresi, 78)

    Bilgi: Sadece Kuran’a uyulması durumunda namaz, abdest gibi konularla ilgili yazılan binlerce kitabın hükmü tamamen kaybolacak, bu kitaplarla dini ticaret konusu edinerek para kazananların gelir kapısı kapanacaktır. Bu yüzden müşrikler var güçleriyle Kuran’ın okunmasını ve anlaşılmasını engellemek için "Kuran abdestsiz okunmaz, Arapça okumak makbuldür, onu biz anlamayız" gibi binlerce hurafe uydurmuşlardır.

  • Allah Kuran’da, kendi mantığına ve çıkarlarına göre haram ve helaller üretecek insanların var olacağını haber verir

    Siz (müslümanlar,) onların size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir bölümü, Allah'ın sözünü işitiyor, (iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra, bile bile değiştiriyorlardı. (Bakara Suresi, 75)
    Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin. Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler. (Nahl Suresi, 116)
    Ey iman edenler, Allah'ın sizin için helal kıldığı güzel şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın. Şüphesiz Allah, haddi aşanları sevmez. (Mâide Suresi, 87)
    De ki: "Allah'ın sizin için indirdiği sizin bir kısmını haram ve helal kıldığınız rızıktan, haber var mı? Söyler misiniz?" De ki: "Allah mı size izin verdi, yoksa Allah hakkında yalan uydurup iftira mı ediyorsunuz?" (Yûnus Suresi, 59)
    Ama zulmedenler, kendilerine söylenen sözü bir başkasıyla değiştirdiler. Biz de o zalimlerin yaptıkları bozgunculuğa karşılık, üzerlerine gökten iğrenç bir azab indirdik. (Bakara Suresi, 59)
    O, size haram kıldıklarını ayrı ayrı açıklamışken, üzerinde Allah'ın ismi anılan şeyleri yemiyorsunuz? (En'am Suresi, 119)
    Artık bundan sonra kim Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzerse, işte onlar, zalim olanlardır. (Âli İmran Suresi, 94)
    Çocuklarını hiç bir bilgiye dayanmaksızın akılsızca öldürenler ile Allah'a karşı yalan yere iftira düzüp Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiklerini haram kılanlar elbette hüsrana uğramışlardır. Onlar, gerçekten şaşırıp sapmışlardır ve doğru yolu bulamamışlardır. (En'am Suresi, 140)
  • Dinin hükümleri yalnızca Allah’ın indirdiği kitaplara belirlenir

    Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz? Hiç mi öğüt alıp-düşünmüyorsunuz? Yoksa sizin apaçık olan bir deliliniz mi var? Eğer doğru söylüyorsanız, öyleyse getirin kitabınızı. (Saffât Suresi, 154-157)
    Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz? Yoksa (elinizde) ders okumakta olduğunuz bir kitap mı var? (Kalem Suresi, 36-37)
  • Her dönemde Allah tarafından korunan, tahrif edilemeyen tek kaynak Kuran'dır

    Hiç şüphesiz, zikri (Kur'an'ı) biz indirdik biz; onun koruyucuları da gerçekten biziz. (Hicr Suresi, 9)
    Batıl, ona önünden de, ardından da gelemez(Çünkü Kur'an,) Hüküm ve hikmet sahibi, çok övülen (Allah)tan indirilmedir. (Fussılet Suresi, 41-42)
    Saklanmış-korunmuş bir kitapta (yazılı)dır. (Vâkıa Suresi, 78)
    Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitendir, bilendir. (En'am Suresi, 115)
  • Kuran bir klavuzdur ve içeriği anlaşılarak okunmalıdır

    Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu (içindeki derin anlamları, hikmet ve hükümleriyle gereği gibi) yüklenmemiş olanların durumu, koskoca kitap yükü taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah'ın ayetlerini yalanlayan kavmin durumu ne kötüdür. Allah, zalim bir kavmi hidayete erdirmez. (Cumua Suresi, 5)
    Şüphesiz, bu Kur'an, en doğru yola iletir ve salih amellerde bulunan mü'minlere, onlar için gerçekten büyük bir ecir olduğunu müjde verir. (İsra Suresi, 9)
  • Allah insanları yalnızca Kuran’da belirtilen emir ve yasaklardan sorumlu tutar

    Ve şüphesiz o (Kur'an), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz (ondan) sorulacaksınız. (Zühruf Suresi, 44)
    İşte bunlar, Allah'ın ayetleridir; sana bunları hak olmak üzere okuyoruz. Öyleyse onlar, Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra hangi söze (hadise) iman edecekler? (Câsiye Suresi, 6)
    De ki: "Ey Kitap Ehli, yalnızca Allah'a, bize indirilene ve önceden indirilene inanmamız ve sizin çoğunuzun fasıklar olmanız nedeniyle mi bizden hoşlanmıyorsunuz?" (Mâide Suresi, 59)
    Rabbinizden size indirilene uyun, O'ndan başka velilere uymayın. Ne az öğüt alıyorsunuz? (A'raf Suresi, 3)
    O gün, yalanlayanlarin vay haline. Artık onlar, bundan sonra hangi söze (hadise) inanacaklar? (Mürselât Suresi, 49-50)
    İman edip salih amellerde bulunan ve Muhammed'e indirilen (Kur'an)a iman edenlerin (Allah), kötülüklerini örtüp-bağışlamış, durumlarını düzeltip-ıslah etmiştir. (Muhammed Suresi, 2)
  • Kuran, İslam’ı anlamak ve İslam’ın hükümlerine göre yaşamak için yeterlidir

    Biz Kitap'ta hiç bir şeyi noksan bırakmadık, sonra onlar Rablerine toplanacaklardır. (En'am Suresi, 38)
    Andolsun, size zikrinizin (bütün durumlarınızın) içinde bulunduğu bir Kitap indirdik. Yine de akıllanmayacak mısınız? (Enbiya Suresi, 10)
    Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. (Bu Kur'an) düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı, her şeyin 'çeşitli biçimlerde açıklaması' ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir. (Yûsuf Suresi, 111)
    Her ümmet içinde kendi nefislerinden onların üzerine bir şahid getirdiğimiz gün, seni de onlar üzerinde bir şahid olarak getireceğiz. Biz Kitabı sana, her şeyin açıklayıcısı, müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik. (Nahl Suresi, 89)
    Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır. (En'am Suresi, 115)
    Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlar için her örneği gösterdik. Şüphesiz, sen onlara bir ayetle geldiğin zaman, o inkâr edenler, mutlaka: "Siz ancak muptil olanlardan başkası değilsiniz" derler. (Rûm Suresi, 58)
    Andolsun, biz bu Kur'an'da çeşitli açıklamalar yaptık, öğüt alıp-düşünsünler diye. (İsra Suresi, 41)
    Andolsun, bu Kur'an'da her örnekten insanlar için çeşitli açıklamalarda bulunduk. (İsra Suresi, 89)
    Onlar hâlâ cahiliye hükmünü mü arıyorlar? Kesin bilgiyle inanan bir topluluk için hükmü, Allah'tan daha güzel olan kimdir? (Mâide Suresi, 50)
    Oysa O, size Kitabı açıklanmış olarak indirmiştir. (En'am Suresi, 114)
  • Kuran’a göre elçilerin veya peygamberlerin Allah’tan aldığı vahyi insanlara bildirmekten başka görevi yoktur

    Şüphesiz o (Kur'an), üstün onur sahibi bir elçinin gerçekten (Allah'tan getirdiği) sözüdür; (Tekvîr Suresi, 19)
    Elçiye tebliğden başka (yükümlülük) yoktur. Allah açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da bilir. (Mâide Suresi, 99)
    Herhangi bir elçiye, Allah'ın izni olmaksızın bir ayeti getirmek olacak şey değildir. Allah'ın emri geldiği zaman hak ile hüküm verilir ve işte burada (hakkı) iptal etmekte (istekli) olanlar hüsrana uğramışlardır. (Mümin Suresi, 78)
    Şirk koşmakta olanlar dediler ki: "Eğer Allah dileseydi, O'nun dışında hiç bir şeye kulluk etmezdik, biz de, atalarımız da; ve O'nsuz hiç bir şeyi haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Şu halde elçilere düşen apaçık bir tebliğden başkası mı? (Nahl Suresi, 35)
    "Bizim üzerimizde de (sorumluluk ve görev olarak) apaçık bir tebliğden başkası yoktur." (Yâsîn Suresi, 17)
  • Elçiler sadece Allah’ın indirdiği kitapta yazanlarla hüküm ve öğüt verebilirler

    Beşerden hiç kimsenin, Allah kendisine Kitabı, hükmü ve peygamberliği verdikten, sonra insanlara: "Allah'ı bırakıp bana kulluk edin" deme (hakkı ve yetki)si yoktur. Fakat o, "Öğrettiğiniz ve ders verdiğiniz Kitaba göre Rabbaniler olunuz" (deme görevindedir.) (Âli İmran Suresi, 79)
    De ki: "Ey insanlar, ben Allah'ın sizin hepinize gönderdiği bir elçisi (peygamberi)yim. Ki göklerin ve yerin mülkü yalnız O'nundur. O'ndan başka ilah yoktur, O diriltir ve öldürür. Öyleyse Allah'a ve ümmi peygamber olan elçisine iman edin. O da Allah'a ve O'nun sözlerine inanmaktadır. Ona iman edin ki hidayete ermiş olursunuz. (A'raf Suresi, 158)
    Biz onların neler söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; şu halde, Benim kesin tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver. (Kaf Suresi, 45)
    Rablerine (götürülüp) toplanacaklarından korkanları onunla (Kur'an'la) uyarıp-korkut; onlar için ondan başka ne velileri vardır ne şefaatçileri. Umulur ki korkup-sakınırlar. (En'am Suresi, 51)
    Allah, onlar için şiddetli bir azab hazırlamıştır; öyleyse ey iman eden temiz akıl sahipleri, Allah'tan korkun. Doğrusu Allah, size bir zikir (uyaran, hatırlatan ve öğüt veren Kur'an) indirmiştir. (Talak Suresi, 10)
    De ki: "Ben sizi yalnızca vahy ile uyarıp-korkutuyorum. Ancak sağır olanlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler." (Enbiya Suresi, 45)
    De ki: "Ben sizi yalnızca vahy (Kuran) ile uyarıp-korkutuyorum. Ancak sağır olanlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler." (Enbiya Suresi, 45)
    Böylece biz seni, kendisinden önce nice ümmetler gelip-geçmiş olan bir ümmete (elçi olarak) gönderdik; sana vahyettiklerimizi onlara okuyasın diye. (Ra'd Suresi, 30)
    Sana da (Ey Muhammed,) önündeki kitap(lar)ı doğrulayıcı ve ona 'bir şahid-gözetleyici' olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) indirdik. Öyleyse aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen haktan sapıp onların heva (istek ve tutku)larına uyma. (Mâide Suresi, 48)
    Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve onların hevalarına uyma. Allah'ın sana indirdiklerinin bir kısmından seni şaşırtmamaları için diye onlardan sakın. Şayet yüz çevirirlerse, bil ki, Allah bir kısım günahları nedeniyle onlara bir musibeti tattırmak istemektedir. Şüphesiz, insanların çoğu fasıklardır. (Mâide Suresi, 49)
    Şüphesiz, Allah'ın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için biz sana Kitabı hak olarak indirdik. (Sakın) Hainlerin savunucusu olma. (Nisa Suresi, 105)
    Dinlerini bir oyun ve eğlence (konusu) edinenleri ve dünya hayatı kendilerini mağrur kılanları bırak. Onunla (Kur'an'la) hatırlat ki, bir nefis, kendi kazandıklarıyla helake düşmesin. (En'am Suresi, 70)
  • Peygamber efendimiz (sav) Allah emretmediği halde bir hususu haram kıldığı için Allah tarafından uyarılmıştır

    Ey Peygamber, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek, Allah'ın sana helal kıldıklarını niçin haram kılıyorsun? Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. (Tahrîm Suresi, 1)
  • Haramları, helalleri, emirleri ve yasakları yalnızca Allah belirler

    Hüküm, yalnızca Allah'ındır. O, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru olan din işte budur, ancak insanların çoğu bilmezler. (Yûsuf Suresi, 40)
    Sana Rabbinin Kitabından vahyedileni oku. O'nun sözlerini değiştirici yoktur ve O'nun dışında kesin olarak bir sığınacak (makam) bulamazsın. (Kehf Suresi, 27)
    Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz. (Kehf Suresi, 26)
    Allah'tan başka bir hakem mi arıyayım? Oysa O, size Kitabı açıklanmış olarak indirmiştir. (En'am Suresi, 114)
    (Ey Peygamber) De ki: "Ben, buna karşı sizden bir ücret istemiyorum ve (kendiliğinden) bir yükümlülük getirenlerden de değilim." (Sad Suresi, 86)
  • Kuran ayetleri Allah tarafından açıklamıştır. “Kuran’ı biz anlamayız Peygamber (sav) zamanında açıkladı” anlayışı doğru değildir

    Suçlu-günahkârların yolu apaçık ortaya çıksın diye, ayetlerimizi işte böyle birer birer açıklıyoruz. (En'am Suresi, 55)
    Bak, iyice kavrayıp-anlamaları için ayetleri nasıl çeşitli biçimlerde açıklıyoruz? (En'am Suresi, 65)
    Bu, Rabbinin dosdoğru yoludur. Öğüt alıp düşünmesini bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıkladık. (En'am Suresi, 126)
    Andolsun, size açıklayıcı ayetler, sizden önce gelip geçenlerden bir örnek ve takva sahipleri için bir öğüt indirdik. (Nur Suresi, 34)
    Andolsun, biz onlara bir Kitap getirdik; iman edecek bir topluluğa bir hidayet ve bir rahmet olmak üzere bir bilgiye dayanarak onu çeşitli biçimlerde açıkladık. (A'raf Suresi, 52)
    (Bu,) Ayetleri muhkem kılınmış, sonra hüküm ve hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan (Allah) tarafından birer birer (bölüm bölüm) açıklanmış bir Kitap'tır (ki:) (Hûd Suresi, 1)
    Bu Kur'an, Allah'tan başkası tarafından yalan olarak uydurulmuş değildir. Ancak bu, önündekileri doğrulayan ve kitabı ayrıntılı olarak açıklayandır. Bunda hiç şüphe yoktur, alemlerin Rabbindendir. (Yûnus Suresi, 37)
  • Kuran’ı anlamak için üstün bir alim olmak şart değildir. Allah samimi kullarının kalbine ayetin gizli veya açık manasını ilham eder

    Onu (Kur'an'ı, kavrayıp belletmek için) aceleye kapılıp dilini onunla hareket ettirip-durma. Şüphesiz, onu (kalbinde) toplamak ve onu (sana) okutmak bize ait (bir iş)tir. Sonra muhakkak onu açıklamak Bize ait (bir iş)tir. (Kıyamet Suresi, 16, 17, 19)
    İnkâr edenler dediler ki: "Kur'an ona tek bir defada, toplu olarak indirilmeli değil miydi?" Biz onunla kalbini sağlamlaştırıp-pekiştirmek için böylece (ayet ayet indirdik) ve onu 'belli bir okuma düzeniyle (tertil üzere) düzene koyup' okuduk. Onların sana getirdikleri hiç bir örnek yoktur ki, biz (ona karşı) sana hakkı ve en güzel açıklama tarzını getirmiş olmayalım. (Furkan Suresi, 32-33)
    Rahman (olan Allah) Kur'an'ı öğretti. (Rahman Suresi, 1-2)
    İnsana bilmediğini öğretti. (Alak Suresi, 5)
  • Yaşadıkları bölgenin dinine mensup gibi görünüp aslında o dinin kitabını sevmeyen fakat maddi ve manevi çıkarlar için dine hükümler ekleyen ve Allah’ın ayetlerini görmezden gelip atalarından duydukları geleneklere göre yaşama konusunda ısrarcı olan insanlara Kuran’da “müşrik” adı verilir

    Şirk koşanlar (müşrikler) diyecekler ki: "Allah dileseydi ne biz şirk koşardık, ne atalarımız ve hiç bir şeyi de haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de, bizim zorlu-azabımızı tadıncaya kadar böyle yalanladılar. De ki: "Sizin yanınızda, bize çıkarabileceğiniz bir ilim mi var? Siz ancak zanna uymaktasınız ve siz ancak "zan ve tahminle yalan söylersiniz." (En'am Suresi, 148)
    De ki: "En 'üstün ve apaçık' delil Allah'ındır. Eğer O dileseydi elbette tümünüzü hidayete yöneltip-iletirdi." (En'am Suresi, 149)
    De ki: "Gerçekten Allah'ın bunu haram kıldığına şehadet edecek şahidlerinizi getirin." Şayet onlar, şehadet edecek olurlarsa sen onlarla birlikte şehadet etme. Ayetlerimizi yalan sayanların ve ahirete inanmayanların heva (istek ve tutku)larına uyma; onlar (birtakım güçleri ve varlıkları) Rablerine denk tutmaktadırlar. (En'am Suresi, 150)
    Ne zaman onlara: "Allah'ın indirdiklerine uyun" denilse, onlar: "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız" derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler? (Bakara Suresi, 170)
    Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve elçiye gelin" denildiğinde, "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter" derler. (Peki,) Ya ataları bir şey bilmiyor ve hidayete ermiyor idilerse? (Mâide Suresi, 104)
    Onlar, 'çirkin bir hayasızlık' işlediklerinde: "biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk. Allah bunu bize emretti" derler. De ki: "Şüphesiz Allah, 'çirkin hayasızlıkları' emretmez. Bilmediğiniz bir şeyi Allah'a karşı mı söylüyorsunuz?" (A'raf Suresi, 28)
    Onlara; "Allah'ın indirdiklerine uyun" denildiğinde, derler ki; "Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız." Şayet şeytan, onları çılgınca yanan ateşin azabına çağırmışsa da mı (buna uyacaklar)? (Lukman Suresi, 21)
    Hayır; dediler ki: "Gerçekten atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk ve doğrusu biz onların izleri (eserleri) üstünde doğru olana (hidayete) yönelmiş (kimse)leriz." (Zühruf Suresi, 22)
    İşte böyle, senden önce de (herhangi) bir memlekete bir elçi göndermiş olmayalım, mutlaka onun 'refah içinde şımarıp azan önde gelenleri' (şöyle) demişlerdir: "Gerçekten biz, atalarımızı bir ümmet (din) üzerinde bulduk ve doğrusu biz, onların izlerine (eserlerine) uymuş kimseleriz." (Zühruf Suresi, 23)
    Onlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, onların (sözde) delilleri: "Eğer doğru sözlüler iseniz, atalarımızı (diriltip) getirin" demekten başkası değildir. (Câsiye Suresi, 25)
    "Biz bunu, diğer dinde işitmedik, bu, içi boş bir uydurmadan başkası değildir." (Sad Suresi, 7)
    "Andolsun, size hakkı getirdik, fakat sizin bir çoğunuz hakkı çirkin görüp-tiksinenlerdiniz." (Zühruf Suresi, 78)
  • Müşrikler Kuran’a göre yaşayan müslümanlara ve elçilere her zaman karşı çıkmış ve onları dini tahrif etmekle veya dinsizlikle suçlamış hatta öldürmek istemişlerdir

    Onlar: "Siz ikiniz (iki elçi), bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)dan çevirmek ve yeryüzünde büyüklük sizin olsun diye mi bize geldiniz? Biz, sizin ikinize inanacak değiliz" dediler. (Yûnus Suresi, 78)
    Dediler ki: "Ey Salih, bundan önce sen içimizde kendisinden (iyilikler ve yararlılıklar) umulan biriydin. Atalarımızın taptığı şeylere tapmaktan sen bizi engelleyecek misin? Doğrusu biz, senin bizi davet ettiğin şeyden kuşku verici bir tereddüt içindeyiz." (Hûd Suresi, 62)
    Andolsun senden önce de elçiler yalanlandı; onlara, yardımımız gelinceye kadar yalanlandıkları ve eziyete uğratıldıkları şeye sabrettiler. Allah'ın sözlerini (va'dlerini) değiştirebilecek yoktur. Andolsun, gönderilenlerin haberlerinden bir bölümü sana da geldi. (En'am Suresi, 34)
    "Ey Şuayb" dediler. "Senin söylediklerinin çoğunu biz 'kavrayıp anlamıyoruz'. Doğrusu biz seni içimizde zayıf biri görüyoruz. Eğer yakın-çevren olmasaydı, gerçekten seni taşa tutar-öldürürdük. Sen bize karşı güçlü ve üstün değilsin." (Hûd Suresi, 91)
    "Çünkü onlar üzerinize çıkıp gelirlerse, sizi taşa tutarlar veya dinlerine geri çevirirler; bu durumda ebedi olarak kurtuluş bulamazsınız." (Kehf Suresi, 20)
    (Babası) Demişti ki: "İbrahim, sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursan, andolsun, seni taşa tutarım; uzun bir süre benden uzaklaş, (bir yerlere) git." (Meryem Suresi, 46)
  • Müşrikler Allah’ın indirdiğini yeterli görmez ve daha çok helal ve haram olsun isterler. Allah ise insanları sadece indirdiği kitaplarda açıkladığı kadarıyla sorumlu tutar

    Ey iman edenler, size açıklandığında sizi üzecek şeyleri sormayın; Kur'an indirildiği zaman sorarsanız, size açıklanır. Allah onu affetti. Allah bağışlayandır, (kullara) yumuşak olandır. (Mâide Suresi, 101)
    Kendilerine okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz, bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır. (Ankebût Suresi, 51)
  • Müşrikler önce dine Kuran’da olmayan sayısız hüküm ilave eder ve dini zorlaştırırlar. Zamanla bu hükümleri Kuran’da bulamayan insanlar da Kuran’ın yetersiz olduğu fikrine kapılırlar. Fakat asıl olan dinin hükümlerinin Kuran’daki şeklinin geçerli olduğudur. Allah dini kolay kılmıştır

    Kim iman eder ve salih amellerde bulunursa, onun için güzel bir karşılık vardır. Ona buyruğumuzdan kolay olanını söyleyeceğiz." (Kehf Suresi, 88)
    Ve seni kolay olan için başarılı kılacağız. (A'lâ Suresi, 8)
    Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. (Bakara Suresi, 185)
    ... artık size kolay gelen kurban(ı gönderin) (Bakara Suresi, 196)
    Şu halde Kur'an'dan kolay geleni okuyun. (Müzemmil Suresi, 20)
    Allah size güçlük çıkarmak istemez (Mâide Suresi, 6)
  • Müşrikler o kadar samimiyetsizdiler ki menfaatleriyle çakıştığında kendi uydurdukları haramlara ve farzlara dahi uymazlar

    Sonra onların izleri üzerinde elçilerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik; ona İncil'i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık. (Bir bid'at olarak) Türettikleri ruhbanlığı ise, Biz onlara yazmadık (emretmedik). Ancak Allah'ın rızasını aramak için (türettiler) ama buna da gerektiği gibi uymadılar. Bununla birlikte onlardan iman edenlere ecirlerini verdik, onlardan birçoğu da fasık olanlardır. (Hadîd Suresi, 27)
  • Müşrikler hiç bir zaman Allah’ın sözünü dinlemezler ve kendi uydurdukları dini geçerli görürler. Elçiden inen hükmü değiştirmesini ya da dine ilaveler yapmasını isterler. Fakat elçiler böyle bir yetkileri olmadığını sadece Allah’ın kitabına uymak zorunda olduklarını belirtirler

    Onlara bir ayet getirmediğin zaman: "Sen Onu (inmeyen ayeti) derleyip-toplasana" derler. De ki: "Ben, yalnızca bana Rabbimden vahyolunana uyarım. Bu, Rabbinizden olan basiretlerdir; iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir." (A'raf Suresi, 203)
    Onlar neredeyse, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı düzüp uydurman için seni fitneye düşüreceklerdi; o zaman seni dost edineceklerdi. (İsra Suresi, 73)
    Onlara ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okunduğunda, bizimle karşılaşmayı ummayanlar, derler ki: "Bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir." De ki: "Benim onu kendi nefsimin bir öngörmesi olarak değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, yalnızca bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edersem, gerçekten ben, büyük günün azabından korkarım." (Yûnus Suresi, 15)
  • Müşrikler kendilerince ‘eğer ahiret gerçekten varsa’ Kuran’dan sorumlu tutulacaklarını bildikleri için Kuran’ı da dinlemek ve sorumluluk almak istemezler

    İman edenlerle karşılaştıklarında "İman ettik" derler; kendi başlarına kaldıkları zaman ise, derler ki: "Allah'ın size açtık (açıkladık)larını, Rabbiniz katında size karşı bir belge olsun diye mi onlarla konuşuyorsunuz? Hâlâ akıllanmayacak mısınız?" (Bakara Suresi, 76)
    İnkar edenler dediler ki: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin ve onda (okunurken) yaygaralar koparın. Belki üstün gelirsiniz." (Fussılet Suresi, 26)
  • Bir dindeki bir hükmü sadece Allah yerine yeni bir hüküm getirerek değiştirebilir. Elçilerin Allah’ın indirdiği bir hükmü iptal etmesi (nesh) ya da ayeti değiştirmesi mümkün değildir

    Biz, daha hayırlısını veya bir benzerini getirinceye (kadar) hiç bir ayeti neshetmez (hükmünü yürürlükten kaldırmaz) veya unutturmayız. Bilmez misin ki Allah, gerçekten herşeye güç yetirendir. (Bakara Suresi, 106)
    Biz bir ayeti, bir (başka) ayetin yeriyle değiştirdiğimiz zaman, -Allah neyi indirdiğini daha iyi bilir.- "Sen yalnızca iftira edicisin" dediler. Hayır, onların çoğu bilmezler. (Nahl Suresi, 101)
    "Benden önceki Tevrat'ı doğrulamak ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak üzere size Rabbinizden bir ayetle geldim. Artık Allah'tan korkup bana itaat edin." (Âli İmran Suresi, 50)
    Hiç süphesiz o (Kur'an), şerefli bir elçinin kesin sözüdür. Alemlerin Rabbinden bir indirilmedir. Eger o, bize karşı bazı sözleri uydurup-söylemiş olsaydı, muhakkak onun sağ-elini (bütün güç ve kudretini) çekip-alıverirdik. Sonra onun can damarını elbette keserdik. O zaman, sizden hiç kimse araya girerek bunu kendisinden engelleyip-uzaklaştıramazdı. (Hâkka Suresi, 40-47)
  • Peygamberimizin (sav) Kuran geldikten sonra kendinden hüküm ekleyip Kuran’daki bazı hükümleri iptal (nesh) ettiğini savunmak Kuran’ın artık bir kısmının hükmünün kalktığını iddia etmek demektir. Bu da Kuran mantığına terstir ve Allah’ın azabına sebep olur

    Yoksa siz, Kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların dünya hayatındaki cezası aşağılık olmaktan başka değildir; kıyamet gününde de azabın en şiddetli olanına uğratılacaklardır. (Bakara Suresi, 85)
    Ki onlar Kur'ani parça-parça kildilar. Rabbine andolsun, onlarin tümüne (bunu) soracagiz. Yapmakta oldukları şeyleri. (Hicr Suresi, 93)
  • Kurana göre tek hüküm sabihi Allah olduğu halde peygamberlerin hükümlerini Allah’ın hükümlerinden üstün görmek ve onlara ilahlık vasfını isnat etmek bazı insanların içindeki ‘elçileri ilahlaştırma’ içgüdüsüne sahip olmalarından kaynaklanır

    O, melekleri ve peygamberleri Rabler edinmenizi emretmez. Siz, müslüman olduktan sonra, size küfrü mü emredecek? (Âli İmran Suresi, 80)
    De ki: "Size Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum, gaybı da bilmiyorum ve ben size bir meleğim de demiyorum. (En'am Suresi, 50)
    Yahudiler: "Üzeyir Allah'ın oğludur" dediler; hristiyanlar da: "Mesih Allah'ın oğludur" dediler. Bu, onların ağızlarıyla söylemeleridir; onlar, bundan önceki inkâr edenlerin sözlerini taklid ediyorlar. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar? (Tevbe Suresi, 30)
  • Peygamberleri ilahlaştırma iman zafiyetinden kaynaklanır. Göremedikleri Allah’a iman edemeyenler fiziksel olarak varlığını bildikleri güçlere veya peygamberlere daha kolay iman ederler

    Bilgisizler, dediler ki: "Allah bizimle konuşmalı veya bize de bir ayet gelmeli değil miydi?" Onlardan öncekiler de onların bu söylediklerinin benzerini söylemişlerdi. Kalbleri birbirine benzedi. Biz, kesin bilgiyle inanan bir topluluğa ayetleri apaçık gösterdik. (Bakara Suresi, 118)
    Kitap Ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Demişlerdi ki: "Bize Allah'ı açıkça göster." Böylece zulümlerinden dolayı onlara yıldırım çarpmıştı. Ardından kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, buzağıyı (ilah) edinmişlerdi. (Nisa Suresi, 153)
    Böylece onlara böğüren bir buzağı heykeli döküp çıkardı, "İşte, sizin ve ilahınız, Musa'nın ilahı budur; fakat (Musa) unuttu" dediler. (Tâha Suresi, 88)
    Haberin olsun; halis (katıksız) olan din yalnızca Allah'ındır. O'ndan başka veliler edinenler (şöyle derler:) "Biz, bunlara bizi Allah'a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." (Zümer Suresi, 3)
  • Peygamberleri ilahlaştıranlar, kendilerince onlara yaranarak ahirette kendileri için şefaatçi (af için aracı) olmalarını bekleyerek büyük bir gaflete düşerler

    Allah'ı bırakıp kendilerine zarar vermeyecek ve yararları dokunmayacak şeylere kulluk ederler ve: "Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir" derler. De ki: "Siz, Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği bir şey mi haber veriyorsunuz? O, sizin şirk koştuklarınızdan uzak ve yücedir." (Yûnus Suresi, 18)
    Ve hiç kimsenin, hiç kimse adına bir şey ödemeyeceği, hiç kimsenin şefaatinin kabul edilmeyeceği, hiç kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği bir günden sakının. (Bakara Suresi, 48)
    Ey iman edenler, hiç bir alış-verişin, hiç bir dostluğun ve hiç bir şefaatin olmadığı gün gelmezden evvel, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Kâfirler... Onlar zulmedenlerdir. (Bakara Suresi, 254)
  • Kuran’da şefaat cenneti zaten hak etmiş müminler içindir. Bununla birlikte kimin şefaat etme yetkisi olduğu bilinemez

    Rahmanın katında ahid almışların dışında (onlar) şefaate malik olmayacaklardır. (Meryem Suresi, 87)
    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunacak kimdir? (Bakara Suresi, 255)
    Göklerde nice melekler vardır ki, onların şefaatleri hiç bir şeyle yarar sağlamaz; ancak Allah'ın dileyip razı olduğu kimseye izin verdikten sonra başka. (Necm Suresi, 26)
  • Kurana göre zaten Allah’ın emrettiği şekilde yaşamayanlar Allah'ı düşman edinmiş oldukları için böyle biri için hiç bir iman sahibi şefaatçi olmaz

    (Allah'a eş koştukları) Ortaklarından kendilerine şefaatçi olan yoktur; onlar, ortaklarını inkar ediyorlar. (Rûm Suresi, 13)
    Onları, yaklaşmakta olan güne karşı uyar; o zaman yürekler gırtlaklara dayanır, yutkunur dururlar. Zalimler için ne koruyucu bir dost, ne sözü yerine getirebilir bir şefaatçi yoktur. (Mümin Suresi, 18)
  • Allah bir kimse için hükmü verdikten sonra kimsenin şefaatinin ona bir faydası olmaz

    "Ben, O'ndan başka ilahlar edinir miyim ki, Rahman (olan Allah), bana bir zarar dileyecek olsa, ne onların şefaati bana bir şeyle yarar sağlar, ne de onlar beni kurtarabilirler." (Yâsîn Suresi, 23)
    Artık, şefaat edenlerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz. (Müdessir Suresi, 48)
  • Kuran haricinde hiç bir kaynak korunmadığı için her türlü manipülasyona ve ilaveye açıktır

    Onlardan bir kısmı ümmidir. Kitabı bilmezler; (bildikleri) bir sürü asılsız şeylerden başkası değildir ve yalnızca zannederler. (Bakara Suresi, 78)
    Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya kendisine hiç bir şey vahyolunmamışken "Bana da vahy geldi" diyen ve "Allah'ın indirdiğinin bir benzerini de ben indireceğim" diyenden daha zalim kimdir? (En'am Suresi, 93)
    Onlar hâlâ Kur'an'ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer o, Allah'tan başkasının katından olsaydı, kuşkusuz içinde birçok aykırılıklar (çelişkiler, ihtilaflar) bulacaklardı. (Nisa Suresi, 82)
  • “Allah’ın Resûlü'nde güzel bir örnek vardır” ayeti Peygamberimizin (sav) güzel ahlakını örnek almaya işaret eder. Bu ayetten Peygamberimizin (sav) Kuran’da olmayan hükümler getirebileceği ya da hükümleri nesh edebileceği sonucu çıkmaz. Bu ayetin bu anlama geldiğini savunanların bu durumda "İbrahim ve onunla birlikte olanlarda size güzel bir örnek vardır." (Mümtehine Suresi, 4) ayetine göre Hz. İbrahim ve beraberindekilerin sünnetine de uymaları gerekirdi. Zira iki ayette de "güzel bir örnek" anlamına kullanılan "usvetun" ifadesi kullanılmıştır.

    Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resûlü'nde güzel bir örnek vardır. (Ahzâb Suresi, 21)
    İbrahim ve onunla birlikte olanlarda size güzel bir örnek vardır. (Mümtehine Suresi, 4)
  • Kuran’da elçiye itaat ile ilgili ayetler, elçinin döneminde elçinin vahiy ile yaptıkları ve vahiy ile verdiği emirler içindir. Hiç bir elçiye itaat ayetinde şahıs ismi geçmez makam ismi geçer. Bu da dönemin elçisine itaat edilmesi gerektiğinin göstergesidir.

    Ey iman edenler, Allah'a itaat edin; elçiye itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Allah'a ve elçisine döndürün. Şayet Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız. Bu, hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir. (Nisa Suresi, 59)
    De ki: "Allah'a itaat edin, Resûl'e itaat edin. Eğer yine yüz çevirirseniz, artık onun (peygamberin) sorumluluğu kendisine yüklenen, sizin sorumluluğunuz da size yüklenendir. Eğer ona itaat ederseniz, hidayet bulmuş olursunuz. Elçiye düşen, apaçık bir tebliğden başkası değildir." (Nur Suresi, 54)
    Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır.
  • Elçiye itaat ile ilgili ayetlerin Hz. Muhammed'in sözleri ve yaptıkları için söylendiği iddia edilirse bu durumda aynı ayette geçen "sizden olan emir sahipleri" ifadesine göre Kuran'ın indirilmesinden bu yana tüm kanun çıkaran cumhurbaşkanları, başbakanlar, hükümetler, müdülerin vb. yaptıkları da sünnet kapsamına girerdi.

    Ey iman edenler, Allah'a itaat edin; elçiye itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Allah'a ve elçisine döndürün. Şayet Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız. Bu, hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir. (Nisa Suresi, 59)
    De ki: "Allah'a itaat edin, Resûl'e itaat edin. Eğer yine yüz çevirirseniz, artık onun (peygamberin) sorumluluğu kendisine yüklenen, sizin sorumluluğunuz da size yüklenendir. Eğer ona itaat ederseniz, hidayet bulmuş olursunuz. Elçiye düşen, apaçık bir tebliğden başkası değildir." (Nur Suresi, 54)
    Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır.
  • Çıkarları için Allah’ın indirdiği kitapla hüküm vermeyen ve o kitapta bulunmayan bir hükümle hükmedenlerin aslında kim olduklarını Allah bildirmiştir

    Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, zalim olanlardır. (Mâide Suresi, 45)
    Gerçek şu ki, biz Tevratı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler, yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyun) ve yüksek bilginler de (Ahbar), Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahidler olduklarından (onunla hükmederlerdi.) Öyleyse insanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kafir olanlardır. (Mâide Suresi, 44)
  • Samimi iman edenler İslam’ı Allah rızası için anlatırlar ve hiç bir ücret istemezler. Tüm elçilerin yaşadıkları topluma dini tebliğe başlamadan önce ilk söylediği şey, tebliğlerine karşılık maddi bir beklenti içinde olmadıklarıdır

    "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir." (Şuara Suresi, 109)
    İşte Allah, iman edip salih amellerde bulunan kullarına böyle müjde vermektedir. De ki: "Ben buna karşı yakınlıkta sevgi dışında sizden hiç bir ücret istemiyorum." Kim bir iyilik kazanırsa, biz ondaki iyiliği arttırırız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, şükredene karşılığını verendir. (Şûra Suresi, 23)
  • Allah, dini anlatırken ücret istemeyen insanların hidayet bulmuş olduklarını bildirir. Onlara uymak Allah’ın emridir. Kurana göre bir insanın dini anlatırken ücret istemesi o kişinin hidayette olmadığının yani yanlış yolda olduğunun göstergesidir. Bu kişilere tabi olmak da ayete göre haramdır

    "Sizden ücret istemeyenlere uyun, onlar hidayet bulmuş kimselerdir." (Yâsîn Suresi, 21)
  • Hidayet insana Kuran'la gelir

    De ki: "Eğer ben sapacak olsam, artık kendi nefsim aleyhine sapmış olurum; eğer hidayeti bulacak olsam, bu da Rabbimin bana vahyetmekte olduğu (Kur'an) sayesindedir." (Sebe' Suresi, 50)
  • Çoğunluğun inandığı veya kabul ettiği bir konu İslami bakış açısına göre doğru olmak zorunda değildir. Yani “bu kadar insan yanlış mı yapıyor” sorusunun cevabı Kuran’a göre “evet”tir

    Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminle yalan söylerler.' (En'am Suresi, 116)
    Onların çoğunluğu zandan başkasına uymaz. Gerçekten zan ise, haktan hiç bir şeyi sağlayamaz. Şühesiz Allah, onların işlemekte olduklarını bilendir. (Yûnus Suresi, 36)
    Bunlar Kitab'ın ayetleridir. Ve sana Rabbinden indirilen haktır. Ancak insanların çoğu iman etmezler. (Ra'd Suresi, 1)
    Onların çoğu Allah'a iman etmezler de ancak şirk katıp-dururlar. (Yûsuf Suresi, 106)
    Andolsun bunu, onların arasında öğüt alıp-düşünsünler diye çeşitli biçimlerde açıkladık. Ama insanların çoğu nankörlük edip ayak direttiler. (Furkan Suresi, 50)
    Şüphesiz Allah, insanlara karşı fazl sahibidir. Ancak, insanların çoğunluğu şükretmez. (Bakara Suresi, 243)
    Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz; maruf (iyi ve İslam'a uygun) olanı emreder, münker olandan sakındırır ve Allah'a iman edersiniz. Kitap Ehli de inanmış olsaydı, elbette kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler vardır, fakat çoğunluğu fıska sapanlardır. (Âli İmran Suresi, 110)
  • Dinin özünden kopulmasının sebebi Allah’ın gönderdiği önceki kitaplar gibi Kuran’ın da okunmamasıdır. Peygamberimiz (sav) Allah'a bu durumu şikayet etmiştir

    Ve elçi dedi ki: "Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kur'an'ı terkedilmiş (bir kitap) olarak bıraktılar." (Furkan Suresi, 30)
    Ne zaman onlara Allah katından yanlarındakini doğrulayan bir elçi gelse, kitap verilenlerden bir takımı, sanki bilmiyorlarmış gibi Allah'ın Kitabını arkalarına attılar. (Bakara Suresi, 101)
    De ki: "Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği ve sizin de (parça parça) kâğıtlar üzerinde yazılı kılıp (bir kısmını) açıkladığınız ve çoğunu gözardı ettiğiniz kitabı kim indirdi? Sizin ve atalarınızın bilmediği şeyler size öğretilmiştir." De ki: "Allah." Sonra Onları bırak, içine 'daldıkları saçma uğraşılarında' oyalanıp-dursunlar. (En'am Suresi, 91)
    Biz de onlardan intikam aldık ve ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan habersizmişler (gibi) olmaları nedeniyle onları suda boğduk. (A'raf Suresi, 136)
    Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, dünya hayatına razı olanlar ve bununla tatmin olanlar ve bizim ayetlerimizden habersiz olanlar; (Yûnus Suresi, 7)
    Bugün ise, senden sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret) olman için seni yalnızca bedeninle kurtaracağız (herkese cesedini göstereceğiz). Gerçekten insanlardan çoğu, bizim ayetlerimizden habersizdirler. (Yûnus Suresi, 92)
  • Kuran terk edildiği için dünyada bir çok mezhep ve binlerce farklı İslam’ı uygulama şekli vardır. Ve her grup kendi uygulamasının doğru olduğunu ve diğerlerininse yanılgıda olduğunu savunur. Dinde gruplara ayrılmak ise Kuran'a göre haramdır

    (O müşrikler ki,) Kendi dinlerini fırkalara ayırmış ve kendileri de parça parça olmuşlardır; ki her grup kendi elindekiyle övünüp sevinç duymaktadır. (Rûm Suresi, 32)
    Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip kendileri de gruplaşanlar, sen hiç bir şeyde onlardan değilsin. Onların işi ancak Allah'adır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir. (En'am Suresi, 159)
    Onlar, işlerini kendi aralarında parça parça dağıttılar (dinlerinde bölünmeler yaptılar); hepsi bize döneceklerdir. (Enbiya Suresi, 93)
  • Allah sadece Kuran’a uyanları Müslüman olarak adlandırır

    Ve sen körleri düştükleri sapıklıktan çekip hidayete erdirici değilsin; sen ancak, ayetlerimize iman edenlere (söz) dinletebilirsin, işte müslüman olanlar bunlardır. (Neml Suresi, 81)
    "Ki onlar, benim ayetlerime iman edenler ve müslüman olanlardır." (Zühruf Suresi, 69)